Warning: Use of undefined constant gad_content_tag_filter_replace - assumed 'gad_content_tag_filter_replace' (this will throw an Error in a future version of PHP) in /homepages/19/d405004753/htdocs/kpk/wp-content/plugins/web-ninja-google-analytics/webninja_ga.php on line 1813

Paskalya olarak bildiğimiz bayramda İsa Mesih’in ölümü ve dirilişi kutlanır.  Mesih İsa’nın dirilişi tabii ki O’na her iman eden için büyük bir sevinç kaynağı olarak kutlamanın ana sebebidir.  Fakat dirilmesi için kurtacımız olan Rabbimizin ilk önce ölmesi gerekiyordu.  Peki İsa Mesih o ilk bakışta felakete sürükleyen haftaya girmek üzereyken acaba O’nu bekleyen olayların farkındamıydı?  Kısacası evet.  Luka 9:51’de şöyle yazıyor:

Göğe alınacağı gün yaklaşınca İsa, kararlı adımlarla Yeruşalim’e doğru yola çıktı.

O’nu bekleyen ölümü bilmesine rağmen herşey katlanmaya razıydı. Peki haksız bir yargılama ve zalim bir ölüm cezasına doğru bile bile gitmesinde Mesih İsa’yı  cesaretlendiren neydi? İbraniler 10:4-7 durumu böyle açıklar:

Çünkü boğalarla tekelerin kanı günahları ortadan kaldıramaz. Bunun için Mesih dünyaya gelirken şöyle diyor:

“Kurban ve sunu istemedin,

Ama bana bir beden hazırladın.

Yakmalık sunudan ve günah sunusundan

Hoşnut olmadın.

O zaman şöyle dedim:

‘Kutsal Yazı tomarında

Benim için yazıldığı gibi,

Senin isteğini yapmak üzere,

Ey Tanrı, işte geldim.’

Kendisini hoşnut etmek için değil Baba Tanrı’nın amacını gerçekleştirmek için dünyaya geldiğini biliyordu.  Aslında İsa Mesih’in amacı Kudüs’e girmesinden 14 asır önce Tanrı’nın dostu olarak bilinen Musa peygambere verilen Tevrat sayesinde bildirilmişti:

“Musa gidip RAB’bin bütün buyruklarını, ilkelerini halka anlattı. Herkes bir ağızdan, “RAB’bin her söylediğini yapacağız” diye karşılık verdi. Musa RAB’bin bütün buyruklarını yazdı. Sabah erkenden kalkıp dağın eteğinde bir sunak kurdu, İsrail’in on iki oymağını simgeleyen on iki taş sütun dikti. Sonra İsrailli gençleri gönderdi. Onlar da RAB’be yakmalık sunular sundular, esenlik kurbanları olarak boğalar kestiler. Musa kanın yarısını leğenlere doldurdu, öbür yarısını sunağın üzerine döktü. Sonra antlaşma kitabını alıp halka okudu. Halk, “RAB’bin her söylediğini yapacağız, O’nu dinleyeceğiz” dedi.  Musa leğenlerdeki kanı halkın üzerine serpti ve, “Bütün bu sözler uyarınca, RAB’bin sizinle yaptığı antlaşmanın kanı budur” dedi.”

Mısır’dan Çıkış 24:3-8

İsa Mesih Kudüs’e doğru kararlı adımlarla ilerlerken kendi kanı öncesi olduğu gibi Tanrı ile insanların arasında antlaşmayı geçerli tutması için yetersiz olan kurbanların kesilme zorunluğu ortadan kaldıracack son bir sunu olarak döküleceğini biliyordu.  Gözlerini hedefe, insan soyunun günahlarından hüküm giymesinden kurtulması, İblisin yetkisi kökten sökülmesi ve Baba Tanrı’ya övgü kazandıracak Zafere dikmişti.  Kazandığı zaferde de bugün de bizi etkilemektedir. 1 Petrus 1:18-19 da şöyle yazıyor:

 Biliyorsunuz ki, atalarınızdan kalma boş yaşayışınızdan altın ya da gümüş gibi geçici şeylerle değil, kusursuz ve lekesiz kuzuyu andıran Mesih’in değerli kanının fidyesiyle kurtuldunuz.

İsa Mesih’in bizim yerimize ölmesiyle Tanrı’nın adaleti çiğnenmedi.  Tam tersine!  Romalılar 3:25-26 bu durumu şöyle açıklar:

Tanrı Mesih’i, kanıyla günahları bağışlatan ve imanla benimsenen kurban olarak sundu. Böylece adaletini gösterdi. Çünkü sabredip daha önce işlenmiş günahları cezasız bıraktı. Bunu, adil kalmak ve İsa’ya iman edeni aklamak için şimdiki zamanda kendi adaletini göstermek amacıyla yaptı.

Mesih olan İsa aynı zamanda atamız Adem için de Kudüs’e ve çarmıha gitti.  Adem’in yapamadığını O yapacaktı…ve birinci Adem’in sayesinde insan ve Tanrı’nın arasında nasıl bir ayrılık girmiştiyse ikince Adem’in, yani Mesih İsa, saysesinde bu ayrılık kapatılmış oldu:

Çünkü bir adamın sözdinlemezliği yüzünden nasıl birçoğu günahkâr kılındıysa, bir adamın söz dinlemesiyle birçoğu da doğru kılınacaktır.

Romalılar 5:19

Vereceği kurban sayesinde tüm yaratılışın tamamiyle yok olmasını önleyeceğini bildiği halde İsa Mesih’i bekleyen ceza azabı O’nu zorlandığını görüyoruz.  Ele verildiği gece İsa Mesih Baba Tanrı’yla şunu konuştu;

Onlardan bir taş atımı kadar uzaklaştı ve diz çökerek şöyle dua etti: “Baba, senin isteğine uygunsa, bu kâseyi benden uzaklaştır. Yine de benim değil, senin istediğin olsun.” Gökten bir melek İsa’ya görünerek O’nu güçlendirdi. Derin bir acı içinde olan İsa daha hararetle dua etti. Teri, toprağa düşen kan damlalarını andırıyordu.

Luka 22:41-44

Kararlı adımlara ölüme doğru gitti İsa Mesih.  Fakat bunu kendisi için değil hem Baba Tanrı’nın isteğini yerine getirerek kendisini bizim uğrumuza alçattı.  İsa Mesih’in bizim için attığı bu kararlı adımların karşısında bizden nasıl adımlar bekleniyor dersiniz?